Cevdet Yılmaz, 24 TV’de yaptığı açıklamalarda savunma sanayisinin bağımsız dış politika için zorunluluğunu vurguladı. Yılmaz, küresel gelişmeler ve NATO Zirvesi’ne dair değerlendirmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 24 TV’de katıldığı canlı yayında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Yılmaz, küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde, ekonomik ve siyasi geçiş süreçlerinin yaşandığını belirtti. Uluslararası kurumların zayıfladığı, çatışmaların ve belirsizliklerin arttığı bu süreçte NATO’nun da bir toparlanma gösterdiğini söyledi.
Yılmaz, son NATO toplantısının, ittifakın zayıfladığı yönündeki söylemlere karşın bir toparlanma görüntüsü çizdiğini ifade etti. Avrupa ülkelerinin savunmaya artan ilgisine dikkat çeken Yılmaz, Avrupa Birliği’nin 800 milyar avroluk ortak bütçe oluşturduğunu ve bireysel ülkelerin de savunma harcamalarını artırdığını kaydetti.
NATO’nun Ankara Zirvesi’nin, hem organizasyon hem de içerik olarak başarılı geçtiğini vurgulayan Yılmaz, zirveye tüm liderlerin katılımının başlı başına bir başarı olduğunu belirtti. Avrupa-ABD dengesinin yeniden kurulduğu zirvede, Avrupa sütununun güçleneceği ve yükü ABD ile neredeyse yarı yarıya paylaşma hedefiyle ilerleyeceği gözlemlendi.
Savunma Sanayii Forumu’nun ilk kez NATO Zirvesi’nin resmi parçası haline gelmesinin Türkiye için bir avantaj olduğunu dile getiren Yılmaz, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi iradesiyle bu alana erken adım attığını söyledi. Ordunun envanterindeki ürünlerin %80’inden fazlasının yerli üretim olduğunu belirten Yılmaz, Türkiye’nin savunma sanayii ihracatında dünyada 11. sırada olduğunu ve yakın gelecekte ilk 10’a girmeyi hedeflediğini aktardı.
Yılmaz, Türkiye’nin savunma sanayii ihracatının geçen yıl 10 milyar doları aştığını, son 12 aylık dönemde ise 11 milyar doların üzerinde gerçekleştiğini bildirdi. Genç nüfus ve istihdamın önemine değinen Yılmaz, çalışanların ortalama yaşının 34 olduğunu, Batı ülkelerinde ise bu ortalamanın 50’nin üzerinde seyrettiğini söyledi. Bu durumun, geleceğin Türkiye’ye ait olduğunun bir göstergesi olduğunu belirtti.
NATO Genel Sekreteri Rutte’nin, Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı zirve için “Bir sonraki ülkenin işi çok zor. Çıtayı çok yükseğe koydunuz” sözlerini aktaran Yılmaz, zirvenin Türkiye’nin uluslararası görünümünü ve prestijini yükselttiğini ifade etti. Bu yıl Türkiye’de Antalya Diplomasi Forumu, Türk Devletleri Teşkilatı Liderler Zirvesi ve COP31 gibi önemli uluslararası etkinliklerin düzenleneceğini hatırlattı.
NATO Zirvesi’nde katılımcı devlet başkanlarına Türk yapımı silah hediye edilmesiyle ilgili bir soru üzerine Yılmaz, bazı ülkelerin iç mevzuatları gereği bu hediyeleri ülkelerine götüremediğini belirtti. Zirvenin, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin sağladığı imkanlarla başarıyla gerçekleştirildiğini ve misafirlerin Külliye’yi hayranlıkla karşıladığını ekledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptırımların kaldırılması ve F-35’lerin Türkiye’ye verilmesi konusundaki olumlu ancak muallak ifadeleri hakkında konuşan Yılmaz, müttefikler arasında yaptırım ve ticari kısıtlama olmaması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin bu sıkıntılara karşı kendi gücünü kullanarak belli bir yere geldiğini ve eskiden kısıtlama uygulayan ülkelere şimdi ihracat yapar hale geldiğini söyledi.
Yılmaz, yaptırımların izah edilemez olduğunu ve ittifak ruhuyla bağdaşmadığını belirtti. Trump yönetimindeki siyasi iradenin net olduğunu ifade eden Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump arasındaki ilişkinin de uyumlu ve saygılı olduğunu söyledi. Sürecin bundan sonraki aşamasının ABD yönetimine ait olduğunu ve bir gelişme yaşanacağını öngördüğünü aktardı.
Dünyada savunma harcamalarının artmasının nedeninin artan riskler ve çatışma potansiyeli olduğunu belirten Yılmaz, böyle dönemlerde başkalarının merhametine veya uluslararası kurumlara güvenmenin lüks olmadığını, kendi gücünü tahkim etmenin zorunlu olduğunu söyledi. Türkiye’nin savunma sanayisine yaptığı yatırımın, bağımsız dış politika iddiasıyla yakından ilişkili olduğunu vurguladı.
Yılmaz, bağımsızlık derken izolasyonu kastetmediğini, kendi kararını verip süreçlere dahil olma anlamında söylediğini belirtti. Savunma sanayisindeki yatırımların, bilgi ve teknoloji tabanlı, katma değeri yüksek bir ekonomik yapı inşa etmek ve bunu sosyal refaha dönüştürmek açısından da kıymetli olduğunu ekledi.
Mehter Marşı ile karşılamanın, devletin ve ordunun köklü yapısını, Türkiye’nin önemli bir medeniyetin temsilcisi olduğunu gösteren, özgüveni ve kimliği ifade eden güzel bir organizasyon olduğunu belirten Yılmaz, geçmişi bilmeden bugünün anlaşılamayacağını ve geleceğe yürünemeyeceğini söyledi. Köklü geçmişin saygınlığı artırdığını ifade etti.
Enflasyonun 2023’te %75’lere kadar çıktığını, gelinen noktada ise %32’lere kadar düştüğünü belirten Yılmaz, temel mallarda enflasyonun %17,4’e kadar gerilediğini ancak hizmet alanının ortalamayı yukarı çektiğini söyledi. Ekonominin sadece mekanik rakamlardan ibaret olmadığını, beklentilerin de önemli olduğunu vurguladı. Sosyal medyanın olumsuz algı yayarak beklentileri bozduğunu ifade etti.
Yılmaz, enflasyonu düşürmenin, sürdürülebilir büyüme ve sosyal adalet açısından kritik olduğunu belirtti. Popülist politikalarla ekonominin geliştirilemeyeceğini ve kalıcı sosyal refahın sağlanamayacağını söyledi. AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gerçekçi ve programlı politikalarla hareket ettiğini, muhalefetin ise sloganik ve altı boş vaatlerle ülkeye bedeller ödettiğini savundu.
Savunma sanayisindeki başarının sağlık, enerji, makine ve yapay zeka gibi alanlarda da tekrarlanacağını belirten Yılmaz, verimliliği ve katma değeri yükselterek kalıcı refah artışı hedeflendiğini söyledi. Gelecek yıl için enflasyonun %20’nin altına inmesinin önemli bir hedef olduğunu, 2027’de ise tek haneli rakamlara ulaşılmasının asıl hedef olduğunu belirtti.
Yeni anayasa sürecine değinen Yılmaz, sivil ve demokratik bir anayasanın içeriğinden bağımsız olarak kıymetli olduğunu vurguladı. Türkiye’nin gelecek perspektifli, sivil ve demokratik bir anayasa ile insanlığa söyleyeceği sözleri ortaya koyması gerektiğini belirtti. Anayasa yapım sürecinde muhalefete de çağrıda bulunarak geniş mutabakat sağlanması gerektiğini ifade etti.
Yılmaz, terörsüz bir Türkiye’de kalkınma sürecinin daha hızlı gelişeceğini, demokratik standartların yükseleceğini ve Doğu ile Güneydoğu Anadolu bölgelerinin potansiyelinin harekete geçeceğini kaydetti. Yeni yatırım, istihdam ve ticaret imkanlarının oluşacağını sözlerine ekledi.
Reklam & İşbirliği: [email protected]